Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılması için New York'ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündemi saran portföy yönetim şirketleri ve fon tasfiye krizine dair ilk resmi açıklamalarını yaptı. Erdoğan, soruşturmanın şeffaf bir şekilde yürütülmesi talimatının verildiğini kaydederken, "Sorumluluğu olan kim varsa hukuk önünde hesap sorulacaktır" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı, benzer bir sorunun tekrar yaşanmaması için gerekli hukuki ve idari düzenlemelerin de hayata geçirileceğini vurguladı.

📌 Haberin Özeti

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, fon krizinde sorumluluk sahiplerinin hukuk önünde hesap vereceğini ve şeffaflık talimatı verildiğini belirtti.
  • SPK, 17 Eylül'de 7 portföy şirketinin 131 fonunu tasfiye etti; bu fonlarda 455 bin tekil yatırımcı yer alıyordu.
  • İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturması kapsamında 24 Eylül itibarıyla 26 kişi tutuklandı.
  • CHP ve Yeni Parti, krizin arkasında üst düzey bürokrasi ve siyasetçi iradesi olduğunu öne sürerek araştırma komisyonu ve kapsamlı soruşturma çağrısında bulundu.

455 bin yatırımcı etkilendi, 26 kişi tutuklandı

Krizin operatif boyutu Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 17 Eylül tarihinde açıklanan kararla netleşti. SPK, yedi portföy yönetim şirketine ait toplam 131 fonun tasfiye edilmesine karar verdi. Kurumun verilerine göre söz konusu fonlarda 455 bin tekil yatırımcının parası bulunuyordu. Yargı süreci de hız kazanarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın sermaye piyasası işlemleri kapsamında yürüttüğü soruşturma çerçevesinde 24 Eylül itibarıyla 26 şüpheli tutuklandı.

Kurumsal koordinasyon ve siyasi tepkiler

Krizin yönetimi ve yatırımcılara ödeme süreçleri için Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla toplantılar düzenleniyor. Siyasi arenada ise ana muhalefet partisi CHP, 24 Eylül'de TBMM'de Araştırma Komisyonu kurulması çağrısı yaparken, parti sözcüsü Faik Öztrak manipülasyona göz yuman geçmiş ve mevcut yetkililer hakkında idari ve adli soruşturma talep etti. Yeni Parti'nden İzmir Milletvekili Ümit Özlale de krizin bu büyüklükte olmasının üst düzey bürokrasi ve siyasetçinin iradesi olmadan mümkün olmadığını savunarak, sorumluluk zincirinin genişletilmesini istedi.