ABD Başkanı Donald Trump, Salı günü ev sahipliği yaptığı yemekte büyük teknoloji şirketleri liderleriyle yapay zeka güvenliğinde federal düzenleme yerine "ahlaki bağlayıcı" bir öz denetim anlaşması imzalattı. Trump, yapay zeka teknolojisini "Süper Zeka" olarak yeniden adlandırarak, güvenlik endişelerinin Demokratlar tarafından uydurulduğu bir "sahtekarlık" olduğunu ileri sürdü.
📌 Gelişmede Öne Çıkan Başlıklar
- Trump, yapay zeka teknolojisini 'Süper Zeka' olarak yeniden adlandırdı ve güvenlik endişelerini 'sahtekarlık' ilan etti
- Altı dev teknoloji şirketi federal düzenleme yerine 'ahlaki bağlayıcı' öz denetim taahhüdü imzaladı
- Anlaşmada ihlal durumunda herhangi bir yaptırım veya zorunluluk öngörülmüyor
- Trump, ABD'nin yapay zekada Çin'e karşı hakimiyetini koruma gerekçesiyle federal düzenlemeye karşı çıktı
Altı Dev Şirket 'ortak Commitment on Frontier Responsibilities' İmzaladı
Anlaşmayı imzalayan isimler; Google CEO'su Sundar Pichai, Anthropic CEO'su Dario Amodei, Meta CEO'su Mark Zuckerberg, OpenAI Başkanı Greg Brockman, XAI CEO'su Elon Musk ve Nvidia CEO'su Jensen Huang oldu. "ortak Commitment on Frontier Responsibilities" (Sınır Sorumlulukları Üzerine Ortak Taahhüt) başlıklı belge, şirketlerin kendi yapay zeka teknolojilerini "ortak akıl" ilkeleriyle öz denetlemelerini öngörüyor. Kaynaklara göre anlaşma "ahlaki bağlayıcı" niteliğinde olup, ihlal durumunda herhangi bir yaptırım veya hukuki zorunluluk içermiyor.
Yönetim: 'Dünyanın En Zeki İnsanları Birbirini Denetliyor'
Trump, federal düzenleme getirmek yerine "dünyanın en zeki insanlarının birbirini denetlediğini" vurguladı. ABD şirketlerinin Çin'e karşı yapay zekadaki hakimiyetini koruma gerekçesiyle, yönetim yeni federal kurallara ihtiyaç olmadığını belirtti. İmza töreninde konuşan yöneticiler, öz denetim modelinin yapay zeka teknolojisini ilerletme, iş yaratma ve kamuoyundaki olumsuz algıyı dağıtma açısından olumlu bir adım olduğunu savundu. Pichai, anlaşmanın Amerikan halkına ve müşterilere teknolojinin amaçlandığı şekilde çalışacağı güvencesini verdiğini ifade ederken, Huang bu sürecin "tarihsel bir konuşma" ve "anlamlı bir ilerleme" olduğunu kaydetti.